• img
    • Abluka Bilmecesi

      Abluka Bilmecesi

      Günlerdir Arap medyası İsrail ve Hamas arasında Gazze’deki ablukanın kaldırılmasına ilişkin müzakerelerin yapıldığını ve tarafların yakın zamanda anlaşmayı duyuracaklarını işliyordu. İngiltere eski Başbakanı Tony Blair’in inisiyatifindeki Ortadoğu Dörtlüsü’nün masaya sürdüğü müzakere planına göre İsrail ile uzun soluklu (8-10 senelik) ateşkes sağlanması karşılığında, Gazze’deki ablukanın tamamen kaldırılması ve Kıbrıs üzerinden dünyaya açılmasını sağlayacak bir yüzer liman projesinin hayata geçirilmesi söz konusuymuş. Tıpkı mart ayında basına yansıdığı gibi.
      Son haftalarda İsrail-Mısır görüşmesine paralel, Hamas’ın Suudi Arabistan-Katar-Türkiye hattında yürüttüğü mekik diplomasisi bir an için acaba dememize yol açtı. Hatta Hamas büro şefi Halid Meşal’in ziyareti ardından geçtiğimiz Pazar, Başbakan danışmanı Yasin Aktay da tarafların anlaşmaya çok yaklaştıklarını söylemişti. Ama İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ofisinden 17 Ağustos’ta gelen açıklama soğuk duş etkisi yaptı. Basına konuşan İsrailli bir yetkili gayet net bir şekilde Hamas ile ateşkese yönelik doğrudan veya dolaylı herhangi bir görüşme olmadığını söyledi. Diplomasi oyununun bu sert çıkış sonrası nasıl seyredeceğini göreceğiz, ama yeri gelmişken soralım.
      Ablukanın kaldırılma zamanı geldi mi sahiden?
      Her ne kadar İran’la varılan nükleer anlaşma gündemi işgal etse de, IŞİD’in Gazze’de giderek belirginleşen varlığı İsrail’i epey bir süredir güvenlik politikalarını gözden geçirmeye teşvik ediyor. Özellikle Mısır’da Sina Vilayeti olarak karşımıza çıkan IŞİD yapılanması ve bu terörist yapının Hamas içindeki siyasi-askeri kırılmadan ve Hamas ile Sina’daki Bedevi kabileler arası kaçakçılık ağından beslendiği dikkate alındığında.
      Koruyucu Hat Operasyonu’nun yıldönümünde İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından, Savunma Bakanı Moşe Ya’alon’a bir sunum yapıldı. Konu Gazze’deki ablukanın hafifletilmesiydi. Ultra milliyetçi-sağ hükümetin varlığına karşılık ülkenin istihbarat ve askeri kanadında ablukanın güvenlik ve barışa katkı sağlamadığı görüşünü savunanlar var. Abluka kaldırılıp refah düzeyinde artış sağlandığı takdirde barışı bozmanın bir maliyeti olacağı düşünülüyor Gazze halkı açısından.
      Şu bir gerçek ki, 2007’den beri ambargo altında yaşayan Gazze halkı için yaşam şartları, geçen yaz Mısır’ın Rafah Kapısını kapatıp, tünelleri de yıkması ardından daha da kötüleşti. Ablukanın sonuçlarını değerlendiren Dünya Bankası Mayıs 2015 raporunun verdiği rakamlar üzerinden gidersek, nüfusun yüzde 43’ü işsiz. Bu oran,16-24 yaş arasında yüzde 64’ü buluyor.
      Öfkeli umutsuz gençler tezinden hareketle, Gazze’deki ambargo İsrail’e karşı husumeti artırdığı gibi, halk arasındaki umutsuzluğun radikal örgütlerin işini kolaylaştırdığını tahmin etmek zor değil. Filistin Siyaset ve Saha Araştırmaları Merkezi’nin yapmış olduğu anket sonuçları da bu eğilimi doğrular nitelikte. Filistinlilerin yüzde 14’ü IŞİD’i desteklediğini söylerken, Hamas’ın Gazze Savaşından galip çıktığını düşünenlerin oranı yüzde 66’dan 47’ye gerilemiş.
      İsrail’in üzerindeki uluslararası baskıyı hafifletecek ve Türkiye’yle ilişkilerin düzelmesine olumlu etki yapacak olsa da, ablukanın kaldırılması kolay bir karar değil. Daha geçtiğimiz hafta, ateşkesin uzatıldığının ilan edildiği günün akşamı, El Aksa kanalında Hamas, yepyeni M-75 roketlerinden oluşan bir geçit töreni sergiledi. İsrail’de ambargonun barışa zarar verdiğini düşünenler kadar abluka kaldırıldığı takdirde bölgeye akacak silahların Gazze’de yeni bir Hizbullah yaratmasından endişe eden kesimler de var. Hamas’ın ablukanın kaldırılmasını siyasi bir ödün olarak yorumlayıp yeni tüneller ve yeni silahlara yatırım yapması işten değil.
      Ancak şu da bir gerçek ki, Hamas yıllardır ambargoya rağmen istediği silahlara bir şekilde sahip oluyor, yıkılan tünellerin yerine yenilerini yapmaya devam ediyor. Bu sebeple belki de artık yeni bir yöntem denemek gerekli. Aşırı sağ ve milliyetçi bir koalisyonla yönetilen İsrail’in, İran’la nükleer anlaşmanın hayal kırıklığını üzerinden atamadan, fazlasıyla eleştirdiği ABD’nin izinden giderek, kazan-kazan umuduyla maceraya girişmesi zor ama imkansız değil. Statüko galip geldiği takdirde, ambargo İsrail’in bir süredir gevşettiği koşullarla sürmeye devam eder. Ama er ya da geç yeni bir şeyler söyleme vakti gelecek.Günlerdir Arap medyası İsrail ve Hamas arasında Gazze’deki ablukanın kaldırılmasına ilişkin müzakerelerin yapıldığını ve tarafların yakın zamanda anlaşmayı duyuracaklarını işliyordu. İngiltere eski Başbakanı Tony Blair’in inisiyatifindeki Ortadoğu Dörtlüsü’nün masaya sürdüğü müzakere planına göre İsrail ile uzun soluklu (8-10 senelik) ateşkes sağlanması karşılığında, Gazze’deki ablukanın tamamen kaldırılması ve Kıbrıs üzerinden dünyaya açılmasını sağlayacak bir yüzer liman projesinin hayata geçirilmesi söz konusuymuş. Tıpkı mart ayında basına yansıdığı gibi.
      Son haftalarda İsrail-Mısır görüşmesine paralel, Hamas’ın Suudi Arabistan-Katar-Türkiye hattında yürüttüğü mekik diplomasisi bir an için acaba dememize yol açtı. Hatta Hamas büro şefi Halid Meşal’in ziyareti ardından geçtiğimiz Pazar, Başbakan danışmanı Yasin Aktay da tarafların anlaşmaya çok yaklaştıklarını söylemişti. Ama İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ofisinden 17 Ağustos’ta gelen açıklama soğuk duş etkisi yaptı. Basına konuşan İsrailli bir yetkili gayet net bir şekilde Hamas ile ateşkese yönelik doğrudan veya dolaylı herhangi bir görüşme olmadığını söyledi. Diplomasi oyununun bu sert çıkış sonrası nasıl seyredeceğini göreceğiz, ama yeri gelmişken soralım.
      Ablukanın kaldırılma zamanı geldi mi sahiden?
      Her ne kadar İran’la varılan nükleer anlaşma gündemi işgal etse de, IŞİD’in Gazze’de giderek belirginleşen varlığı İsrail’i epey bir süredir güvenlik politikalarını gözden geçirmeye teşvik ediyor. Özellikle Mısır’da Sina Vilayeti olarak karşımıza çıkan IŞİD yapılanması ve bu terörist yapının Hamas içindeki siyasi-askeri kırılmadan ve Hamas ile Sina’daki Bedevi kabileler arası kaçakçılık ağından beslendiği dikkate alındığında.
      Koruyucu Hat Operasyonu’nun yıldönümünde İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından, Savunma Bakanı Moşe Ya’alon’a bir sunum yapıldı. Konu Gazze’deki ablukanın hafifletilmesiydi. Ultra milliyetçi-sağ hükümetin varlığına karşılık ülkenin istihbarat ve askeri kanadında ablukanın güvenlik ve barışa katkı sağlamadığı görüşünü savunanlar var. Abluka kaldırılıp refah düzeyinde artış sağlandığı takdirde barışı bozmanın bir maliyeti olacağı düşünülüyor Gazze halkı açısından.
      Şu bir gerçek ki, 2007’den beri ambargo altında yaşayan Gazze halkı için yaşam şartları, geçen yaz Mısır’ın Rafah Kapısını kapatıp, tünelleri de yıkması ardından daha da kötüleşti. Ablukanın sonuçlarını değerlendiren Dünya Bankası Mayıs 2015 raporunun verdiği rakamlar üzerinden gidersek, nüfusun yüzde 43’ü işsiz. Bu oran,16-24 yaş arasında yüzde 64’ü buluyor.
      Öfkeli umutsuz gençler tezinden hareketle, Gazze’deki ambargo İsrail’e karşı husumeti artırdığı gibi, halk arasındaki umutsuzluğun radikal örgütlerin işini kolaylaştırdığını tahmin etmek zor değil. Filistin Siyaset ve Saha Araştırmaları Merkezi’nin yapmış olduğu anket sonuçları da bu eğilimi doğrular nitelikte. Filistinlilerin yüzde 14’ü IŞİD’i desteklediğini söylerken, Hamas’ın Gazze Savaşından galip çıktığını düşünenlerin oranı yüzde 66’dan 47’ye gerilemiş.
      İsrail’in üzerindeki uluslararası baskıyı hafifletecek ve Türkiye’yle ilişkilerin düzelmesine olumlu etki yapacak olsa da, ablukanın kaldırılması kolay bir karar değil. Daha geçtiğimiz hafta, ateşkesin uzatıldığının ilan edildiği günün akşamı, El Aksa kanalında Hamas, yepyeni M-75 roketlerinden oluşan bir geçit töreni sergiledi. İsrail’de ambargonun barışa zarar verdiğini düşünenler kadar abluka kaldırıldığı takdirde bölgeye akacak silahların Gazze’de yeni bir Hizbullah yaratmasından endişe eden kesimler de var. Hamas’ın ablukanın kaldırılmasını siyasi bir ödün olarak yorumlayıp yeni tüneller ve yeni silahlara yatırım yapması işten değil.
      Ancak şu da bir gerçek ki, Hamas yıllardır ambargoya rağmen istediği silahlara bir şekilde sahip oluyor, yıkılan tünellerin yerine yenilerini yapmaya devam ediyor. Bu sebeple belki de artık yeni bir yöntem denemek gerekli. Aşırı sağ ve milliyetçi bir koalisyonla yönetilen İsrail’in, İran’la nükleer anlaşmanın hayal kırıklığını üzerinden atamadan, fazlasıyla eleştirdiği ABD’nin izinden giderek, kazan-kazan umuduyla maceraya girişmesi zor ama imkansız değil. Statüko galip geldiği takdirde, ambargo İsrail’in bir süredir gevşettiği koşullarla sürmeye devam eder. Ama er ya da geç yeni bir şeyler söyleme vakti gelecek.

      Yorum Yap